Gündem

GAZİANTEP GÜZELLEMESİ Mİ, TEKİRDAĞ GERÇEĞİ Mİ?

İKİ İKTİDAR ARASINDA KURUTULAN BİR ŞEHİR!

Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer’in Gaziantep ziyareti, şehrimizdeki siyasi kamplaşmanın fay hatlarını bir kez daha ortaya çıkardı. Bir taraf Gaziantep’i “belediyecilik mucizesi” olarak sunup Tekirdağ’ı yererken, diğer taraf tüm suçu Ankara’ya atıp yerel yönetimdeki zafiyetleri halının altına süpürüyor. Oysa gerçek, ne sadece Ankara’nın imzasında ne de sadece belediyenin koridorlarında; gerçek, rakamların itiraf ettiği o devasa çifte standart ve yönetim boşluğu üçgeninde.

 Picsart_26-01-16_12-30-12-655-i696a054ed10fe.jpg

Bu tabloya ilişkin değerlendirmeler, kamuya açık resmi veriler ve denetim raporları üzerinden yapılan karşılaştırmalara dayanmaktadır.

Ankara’ya Toz Kondurmayanlara: 1.000 TL’lik Baraj Olur mu?

Gaziantep’in su sorununu çözen Düzbağ projesini bir “vizyon” başarısı olarak alkışlayanlar, bu vizyonun finansman musluğunun kimin elinde olduğunu neden söylemiyor?

Resmi yatırım programlarında yer alan ödenekler, projelerin fiili ilerleme düzeyi hakkında kamuoyuna önemli ipuçları sunmaktadır.

Resmi Veri: 2025–2026 Yatırım Programı’nda Tekirdağ’ın can damarı olacak Kömürköy ve Balaban Barajları için ayrılan ödenek sadece 1.000 TL’dir.

Kıyas: Aynı Ankara, Gaziantep Düzbağ Projesi’nin devamı için 4,2 milyar TL’lik dış krediye, Hazine garantisini tek kalemde verebilmiştir.

Türkiye’nin vergi şampiyonu 9. ili olan Tekirdağ’ın parasını alıp yatırımını başka illere kanalize etmek bir “hizmet yarışı” değil, bütçeyi siyasi bir araç haline getirmektir. Tekirdağ’ın susuzluğuna atılan bu imza, bütçe kalemlerinde “yok sayma” pratiğinin açık göstergesidir.

Belediyeye Toz Kondurmayanlara: Suyu Toprağa mı İçiriyoruz?

“Ankara engelliyor, paramızı vermiyor” diyerek sorumluluktan kaçan yerel iktidar savunucuları ise Sayıştay raporlarındaki o sarsıcı oranı açıklamak zorundadır: Yüzde 33-35.

Sayıştay raporlarına göre: Tekirdağ’da üretilen her 100 litre suyun yaklaşık 35 litresi, evlere ulaşmadan eskiyen ve onarılmayan borulardan toprağa sızmaktadır.

Zafiyet: Ankara baraj yapmıyor olabilir; peki mevcut suyu borularda tutamayan, yıllık yaklaşık 1,2 milyar TL’yi bulan elektrik faturasını olağan bir gider gibi sunan, altyapı yenilemesini on yıldır tamamlayamayan yerel yönetimin bu krizdeki payı yok mudur?

Ankara baraj kapaklarını kapatmışsa, belediye de kovanın altındaki delikleri açık bırakmıştır. Bu bir “engellenme” değil, yönetimsel bir hantallıktır.

Gaziantep Ziyareti Bir Vizyon mu, Yoksa Çaresizliğin İtirafı mı?

Candan Yüceer’in Gaziantep ziyareti bir vizyon alışverişi gibi sunulsa da, aslında Tekirdağ’ın içine sıkıştığı çifte kıskacın itirafıdır. Gaziantep’teki sistem; DSİ bütçeleri, Hazine garantileri ve kredi öncelikleriyle kuruldu. Tekirdağ ise bu imkanlardan mahrum bırakılırken, yerelde de parayı betona ve algıya harcayıp altyapıyı çürüten bir mirasın yükünü taşımaktadır.

Mağduriyet Edebiyatı mı, Vergi Adaleti mi?

Tekirdağ halkı artık ne Ankara’nın “bütçe kısıtlı” söylemine ne de belediyenin “elimiz kolumuz bağlı” bahanesine ikna oluyor.

Ankara’ya: Bu şehrin vergisini alıyorsanız, 1.000 TL’lik “iz bedeli” ayıbından vazgeçeceksiniz.

Belediyeye: “Engelleniyoruz” demeden önce, toprağa akıttığınız o yüzde 35’lik milli servetin hesabını vereceksiniz.

Kutuplaşmış odakların birbirine toz kondurmadığı bu düzende kaybeden; rafta bekleyen projeler ve musluğundan su akmayan Tekirdağlı oluyor.

Adalet musluktan başlamalıdır; ama önce bütçede, sonra ise boruda!

 

Kaynakça

T.C. Strateji ve Bütçe Başkanlığı, 2025–2026 Yatırım Programları

Hazine ve Maliye Bakanlığı, İller Bazında Vergi Tahsilat Verileri

Sayıştay Başkanlığı, TESKİ Denetim Raporları