Arama

GÖRÜNMEZ PARMAKLIKLAR ARASINDA

Günümüzde her anımız kayıt altındayken, attığımız her adım dijital bir iz bırakırken, kırkiki yıl önce hayata veda etmiş bir Fransız düşünürün sesi hala kulaklarımızda yankılanıyor: “İktidar her yerdedir.” Bu hafta köşemizde, modern düşüncenin en sarsıcı ve en rahatsız edici isimlerinden biri olan Michel Foucault’yu misafir ediyoruz.

16/01/2026 23:11 | Son Güncelleme : 17/01/2026 17:54 | Okunma Sayısı : 56 | Hasan Öztürk


GÖRÜNMEZ PARMAKLIKLAR ARASINDA

FOUCAULT BİZE NE ANLATIYOR?

Foucault yalnızca bir filozof değildi. Hastanelerden hapishanelere, deliliğin tarihinden gündelik dile kadar insanı kuşatan tüm söylemleri bir arkeolog titizliğiyle kazan, görünmeyeni görünür kılan bir kazıbilimciydi. Onun derdi “hakikati ilan etmek” değil, hakikat dediğimiz şeyin nasıl üretildiğini göstermekti.

“BU BİR PİPO DEĞİLDİR”: ALGILARIMIZLA OYNANAN OYUN

Foucault denince akla gelen en çarpıcı imgelerden biri, René Magritte’in meşhur pipo resmidir. Resmin altında şu cümle yazar: “Bu bir pipo değildir.”

250px-MagrittePipo-i696a9f1619a89.jpg

Foucault’ya göre bu bir kelime oyunu değil, yalın bir hakikattir. Çünkü gördüğümüz şey bir pipo değil, piponun temsilidir.

Bugün sosyal medyada karşımıza çıkan “kusursuz hayatlar” da böyledir. Fotoğraflar vardır ama hayatın kendisi yoktur. Foucault’nun kulağımıza fısıldadığı uyarı nettir: Gördüğüne hemen inanma; onun nasıl, kim tarafından ve ne amaçla inşa edildiğine bak.

İKTİDAR BİR HAK DEĞİL, BİR İLİŞKİDİR

İktidarı çoğu zaman yukarıdan aşağıya işleyen, baskıcı ve tek merkezli bir güç olarak düşünürüz. Oysa Foucault, 1971’de yayımlanan “Söylemin Düzeni” ile bu algıyı kökünden sarsar.

Ona göre iktidar, sahip olunan bir mülk değil; her yere sızan, üreten, dolaşan ve bilgiyi biçimlendiren bir ilişkiler ağıdır.

Ünlü formülü tam da burada devreye girer:

Her bilgi iktidar üretir; her iktidar kendi bilgisini kurar.

Okulda öğrendiklerimizden hastanedeki tedavi protokollerine kadar “normal”, “makbul” ve “doğru” kabul edilen her şey, bu söylemsel ağın ürünüdür.

PANOPTİKON: DİJİTAL ÇAĞIN GÖNÜLLÜ HAPİSHANESİ

Foucault’nun “Hapishanenin Doğuşu”nda anlattığı Panoptikon, bugün cebimizde taşıdığımız akıllı telefonlarda yeniden vücut buluyor.

Merkezde bir gözetleme kulesi vardır; mahkumlar izlenip izlenmediklerini bilmez ama her an izleniyormuş gibi davranırlar.

Bugün kimse demir parmaklıklar ardında değil. Ama konum bilgilerimiz, beğenilerimiz, arama geçmişimiz ve paylaşımlarımız bizi kendi kendimizin gardiyanı haline getiriyor. Gözetim dışsal olmaktan çıkıp içselleştiriliyor. Uyarıya gerek kalmadan, “izleniyormuş gibi” yaşamayı öğreniyoruz.

ENTELEKTÜELİN YENİ GÖREVİ

Foucault’ya göre entelektüel, başkaları adına konuşan bir “aydın rehber” değildir. Çünkü başkası adına konuşmak, çoğu zaman fark edilmeden yeni bir tahakküm üretir.

Kuram, bir ahlak vaazı değil; gerektiğinde kullanılan, işi bitince kenara bırakılan bir alet kutusudur.

Bu yüzden Foucault okuru rahatlatmaz; huzursuz eder. Net cevaplar sunmaz; soruları çoğaltır.

SONUÇ OLARAK…

Foucault bize “normal” dediğimiz şeyin doğal değil, tarihsel bir inşa olduğunu gösterdi. Deliliğin, sağlığın, suçun ve cezanın iktidar tarafından nasıl şekillendirildiğini gözler önüne serdi.

Bugün daha özgür bir dünya istiyorsak, önce etrafımızı saran bu görünmez söylem duvarlarını fark etmek zorundayız.


 

Gelecek hafta, gerçeğin yerini kopyaların aldığı bir evrene; Jean Baudrillard ve “Simülasyon Kuramı”na doğru yol alıyoruz.

Hazır mısınız?

Etiketler : Michel Foucault İktidar ve Bilgi Panoptikon Dijital Gözetim Söylemin Düzeni Sosyal medya ve Foucault Hapishanenin Doğuşu özeti Modern iktidar ilişkileri Magritte Bu Bir Pipo Değildir analizi.
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

Bunlar da ilginizi çekebilir

TATLI ŞİDDET VE GİZLİ ŞİDDET: Funny Games’e Eagleton, Zizek ve Derrida’dan Bakış

TATLI ŞİDDET VE GİZLİ ŞİDDET: Funny Games’e Eagleton, Zizek ve Derrida’dan Bakış

Normalde köşemde Hollywood klasiklerini yorumluyorum. Ancak bu çalışma, Michael Haneke’nin Funny Games filmini akademik bir çerçevede ele alan özel bir incelemedir. Kuramsal referanslar (Eagleton, Zizek, Derrida) kullanılarak şiddetin estetik, ideolojik ve anlam düzeyindeki temsilleri analiz edilmektedir. Bu nedenle dil ve yaklaşım, alıştığınız köşe yazısı formatından farklıdır.

2 ay önce
Yorumlar